Mert Can Karaoğlu

7.Günden

7.Günden

Merhabalar, bugün de yaz okulunun 7.gününü tamamlamış olduk. İlk seansta bizi Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Behice Funda hanım karşıladı. Sn. Funda konuşmasında pazarlamanın nasıl olduğunu, hangi pazarlama yönteminin, pazarlama konusunda daha etkili olduğunu bahsetti ve konuşmasında şu örneği verdi “Siz bir ürününüzü satmak istiyorsanız, müşteriyi kendiniz ikna etmeyin, buna çalışmayın” dedi. Sn. Funda sözlerine şu şekilde devam etti,”Eğer bir müşteriniz başka bir müşteriye sizin ürününüzü anlatırsa, bu satış açısından daha büyük bir etki yaratır” söyleminde bulunda. Konuşmanın ilerleyen zamanlarında, konusunu patron/eleman ilişkisine çevirdi. Sn. Funda, eğer bir işe girmek için görüşmedeyseniz, anlatmaya kesinlikle doğumunuzdan başlamayın, çoğunlukla akademik tarafınızdan bahsedin ve kendinizi karşınızdakine satın yorumunda bulundu.

Behice Funda

BehiceFunda

Günün 2.Konuşması olarak Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Onur Koç sahneyi aldı. Sn.Koç konuşmasında Azure platformu ve geleneksek server olaylarını karşılaştırdı. Konuşmasından da anlaşıldığı gibi tam bir Azure yanlısı olan Sn.Koç, Azure’un ülkemize kattığı faydalardan, kobilerin kullanım alanlarına; öğrencilerin startup’larından, ülkemizin önde gelen firmalarının nasıl bu Azure platformunu kullandıklarına kadar, her konuda Azure platformu üzerine konuştu. Ülkemize bunun ne gibi bir faydası var? Sorusuna ben cevap verdim ve cevabım şu şekildeydi; “Kobiler büyümek istediklerinde muhakkak ki teknolojilerini de beraberinde büyütmek zorundalar. Eskiden bu noktada büyümek için, birçok eleman ve en azından 10 binlerce lira harcamak zorundalardı, şimdi ise eleman sayısını oldukça düşük tutup, server olayını ortadan kaldırarak sadece Azure platformunu kullanarak ve bir kaç yazılımcı ile  harcayacağı maaliyetin yarısından fazlasını kurtarmış oluyor” yorumunda bulunda bulundum. Sn.Koç bu cevabımı oldukça doğru bulduğunu ve maalesef kobilerin bunları bilmiyor olduğunu ekledi.

Onur Koç

onuKoc

              Sn.Koç’un ardından, Microsoft Türkiye’den Teknoloji Yöneticisi Oğuz Pastırmacı sahnedeydi. Sn. Pastırmacı’da kendisine ayrılan süre boyunca Azure’dan ve neden Azure’un olduğundan bahsetti. Aslında ;Azure 3 aşama şeklinde diyerek konuşmasına başladı, Iaas Saas Paas. Peki nedir bu kısaltmalar;

  • IaaS (Infrastructure As a Service||Altyapı olarak servis)

VPS (Virtual Private Server) yapısına benzetebiliriz, uzaktaki sunucularda sizin adınıza sanal bir sistem oluşturuluyor ve siz bu sistem üzerinde istediğiniz manipülasyonu yapabiliyorsunuz. (Örn: bir işletim sistemi yükleme gibi ). Bu servis türüne Amazon ECS veRackSpace Cloud ortamları örnek verilebilir.

  • PaaS(Platform As a Service|| Platform olarak servis)

Bu sınıf yapısında size bir servis havuzu sunuluyor ve siz bu servislerden ihtiyacınıza göre ekleme çıkarma yapabiliyorsunuz. Tabi ki her bir servis platformu belirli limitlerden sonra ayrı ayrı (+) maliyet demek.

  • SaaS (Software As a  Service || Yazılım olarak servis)

Yine adından da anlaşıldığı üzere, bu sınıf türünde kullanıcılara sunulan özel yazılımlar ile, lokal de hiçbir iş gücü ve bakım maliyeti olmadan yazılımlardan istifade edebiliyorsunuz. Kısaca: IaaS ile daha çok sistem uzmanları, PaaS ile uygulama geliştiriciler, SaaS ile de daha çok son kullanıcılar hedef alınmaktadır.

Oğuz Pastırmacı

oguzPastirmaci

MVP’lerden(Hyper-V) Ertan Gülen öğle yemeğinden sonraki dinlediğimiz konuktu. Sn. Gülen konuşmasında, bu zamana kadar olan konuşmalardan farklı olarak, sistem anlattı. Sistem diyorum çünkü kendisi bir sistemci. Konuşma konusunda, bu zamana kadar bir DataCenter sistemi için neler gerek, ne kadar sürer kabaca maliyeti nedir konusuna değindikten sonra, bu sistemler Azure üzerinde ne kadar sürede oluşturulur ve maliyeti ne olur konularına değindi. Kendisine ayrılan seansın ilerleyen zamanlarında, IP, DNS gibi terimleri çokça kullanarak, baya bir sistem konusu anlatıldı. Ardından Azure’da yayınladığınız bir sistemin hangi ülkede(bölgede) olduğunun çok önemli olduğundan bahsetti. Buna örnek verecek olursak. Müşterisi Amerika’da olan bir firmanın sunucuşarını Avrupa’da bulundurmasının çok anlamsız olduğundan bahsetti ve mesafelerin erişim süreleri ile ilgili çok önem taşıdığından bahsetti.

Ertan Gülen

ertanGulen

Şimdide gelelim son oturuma. Son oturumda bizi Hürriyet Teknoloji yazarı Erdal Kaplansever karşıladı. Sn. Kaplansever kendisine ayrılan 1 saatlik konuşması sırasında Türkiye’ye ilk bilgisayarların gelişinden günümüze olan gelişim sürecini bahsetti, daha sonraları ise konusunu, Startup’larda yatırımcı bulma ve yatırımcı ile iletişim kurma konularına değindi. Bu konuyu kısaca özetlemek gerekirse; “Yatırımcıların zamanları çok değerli ve bir yatırımcı ile oturup saatlerce konuşamazsınız, öyle ki bazen size sadece asansörde geçirdikleri kadar bir zaman tanıya bilirler.” söyleminde bulundu.

 Erdal Kaplansever

erdalKaplanseven

Bugünlükte makalemizin sonuna gelmiş bulunuyoruz 🙂 ileri ki makalelerimizde buluşmak üzere, esen kalın

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir